MAHKEMELERIN BASLANMASI VE MEDYANIN KARDESLERIMIZIN SAVUNMALARINI KAMUOYUNDAN GIZLEMESI

 MAHKEMELERIN BAŞLANMASI VE MEDYANIN KARDESLERIMIZIN SAVUNMALARINI KAMUOYUNDAN GIZLEMESI

EYLŰL 2019 MAHKEMELERIN BAŞLAMASIYLA BASKILARIN VE YILDIRMALARIN ARTMASI

Mahkemelerin başlamasıyla, savunmaların yapan arkadaşlarımız mahkemede söyledikleri medya tarafından çarptırılmıştır, Anlatıkları yüzlerce delil ve mantıklı cevaplar tümü medya tarafından gizlenmiştir. Arkadaşlarımızın tutuklalanmarından günümüze kadar medya ve basının tek taraflı karalamalarına maruz kalmışlardır. Savunmalar ise yine medya tarafından üstü ört bas edilerek haber yapılmıştır. Medyanın uyguladığı algı oluşturulmuş, bu şekilde halkımızın bu davada neden mahkemede savunmaları canlı televisyondan izleyemiyoruz gibi sorabilecekleri sorular engelenmiştir.
Işte medyanın arkadaşlarımızın savunmlarını gizledikleri savunmaların bir kısmını okuyabilirsiniz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na kayıtlı 2019/313 E. sayılı dava 24-25 Eylül 2019 tarihlerinde verilen sanık ifadeleriyle devam etti. Sanıklar verdikleri ifadelerde müştekilerin iftiradan ibaret suçlamalarını ve yaklaşık 15 aydır haklarında yapılan asılsız haberleri çürütecek somut, ikna edici ve delilli beyanlarda bulundular. Bu beyanların bir bölümü aşağıda yer almaktadır:
bare de separation
AHMET OKTAR BABUNA VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Dosyada cinsel sömürü sistemi olarak tanıtılan turnike sistemini ve hakkındaki cinsel saldırı suçlamalarını, bunların mantıksızlıklarını ve çelişkilerini ortaya koyarak reddetti, bu suçlamaları yapan müştekilerin korkutulduklarını, dinde haram kılınan zinadan uzak yaşadığını ve gerçek turnike sisteminin genelevlerde yaşandığını belirtti:
Biz Allah'tan korkarız. Zina haramdır. Ben evli bir insanım. Asla böyle bir şey yapmayız. Bu genelevlerde olan sistem. Adnan Bey, turnike sistemini eleştirdi, aynı suçlama bize yapıldı. Bu kadınların bu hayattan kurtulması gerektiğini söyledi. Bu iftira bize yapıldı. Neden bu hanım kızlar bize bu iftiraları atıyor? Bu kızlar Adnan Bey'i çok seven insanlar. Korkuttular. İngiliz derin devletinin ekipleri vardır, kumpasçıları kullanıyorlar. Özel ekibi var, 100 kişilik ekip. Kim cezaevine girecek, neyle suçlanacak, planlıyorlar. Başlarında Ö. Mamati var.
Hatice U. 19 kişiye iftira atıyor. Bu hanım 1984 mart doğumlu. 2000-2001 Mart ayı arası söylediği 17 yaşında. Ben bu dedikleri yıllarda Amerika’ya tedaviye gittim. Amerika’da olduğum döneme denk geliyor. Pasaport kayıtlarımı da talep ediyorum. Savcılara da sormak istiyorum. Alt sınırı 16 yıl olan bir tecavüz iddiası var, 50 tane isim sayıyor o kadar.
Hanife A. 40 kişinin adını sayıyor. Tıbbi bir bilgi vereceğim size. Anal yoldan tecavüz imkansızdır. Orada kendiliğinden kapalı bir kas var. Kanlar içinde, yırtıklar oluşması gerekir.  17 yaş diyor kız, Hangi gün demiyor savcı. 365 günün hangisi?  2012 yılında 17 yaşında bu kız. Ama benim tanışmam 2015 yılında, telefon kayıtlarına baktığınızda da görürsünüz. Sağlığı ile ilgileniyorum. 2016 yılında da beni verdiğim bir konferansa geliyor. Pırıl pırıl da kızdır kendisi söylemez normalde.
Hatice ve Hanife ikisi de Mayıs 2017’de ifade vermiş. Bunlar birbirini tanımayan insanlar. Hiçbiri daha önce şikayette bulunmamış bir şey yapmamış. Hayatın olağan akışında durup dururken mali şubeye gitmeleri imkansız. Kumpas olduğu çok aşikar.
Müştekiler, 'Bana tecavüz edildi.' diyorlar. Ne mekan var ne zaman var. İnsan çamaşırını saklar. Hiç şikayet etmemiş, yıllar sonra böyle bir şey ortaya çıkar. 
  • Etkin pişman avukatlarından Fuat Selvi’nin cezaevine gelerek “Suçunuz yok, ama devlet sizin üzerinizi çizdi” dediğini belirtti:
İtirafçı avukatı bana geldi “Dosyada suç yok. Devlet bazen insanların suçu olmasa da bazı kişilerin üstünü çizer.”
  • Merhum babası Cevat Babuna’nın müvekkil Adnan Oktar’ı uzun yıllar savunduğunu, desteklediğini, ancak 2006 yılındaki bir emniyet soruşturmasında birdenbire farklı davranmaya başladığını, o dönemdeki tartışmalarında babasına karşı yaklaşımında hatalı olduğunu belirtti:
1989 yılında babam, Adnan Oktar ile tanıştı. Ailemin onayıyla görüşmeye devam ediyoruz. Babam, Adnan Bey'in evrim teorisi kitaplarını okuyor. Babam her yerde Adnan Bey'in kitaplarını anlatıyor. Babam tam İzmir'e gidecekken yere düşüyor. Hastaneye gitmeyi reddediyor. Adnan Bey, hiç dinlemiyor, eve ambulans gönderiyor. Babam da hastaneye gitmek zorunda kalıyor, az daha ölecekmiş. Babam teşekkür ediyor. Babamın bir kitabı var, Adnan Bey'in kitaplarından hazırlanıyor. Adnan Bey'e sormadan yapıyor bunu. Bu kadar seven bir insandır. Programlarda çıkıp, Adnan Bey'i savunuyor. Hiçbir sorun yok. Fakat nedense 2006 yılında bize söylemeden mahkemede yalancı tanıklıkta bulunuyor. Annem bize gelip gider, görüşürdük. Ben de hatalı olarak bazı açıklamalarda bulundum. Birdenbire annemle babam döndü. 'Arkadaşlarınla görüşmeyeceksin.' dediler. Anneme babama çok önem veren bir insanım. Görüşmeme demelerini kabul edemem. Kur'anı yaşamama vesile olmuş insanlar. Allah 'Ayrılmayın.' diye emrediyor.
  • İsrailli hahamlarla yapılan görüşmelerin lobi faaliyetleri olmadığını, İslam’ı anlatmak ve barışı tesis etmek için yapıldıklarını belirtti:
Lobi faaliyetleri yapılır. Bu legaldir. Ancak devletin bize verdiği böyle bir görev de yok, biz de yapmıyoruz. Adnan Bey hahamlara Allah’ı, dini anlattı. Mavi Marmara konusunda Tevrat’ı hatırlattı. Orada “fidye” olduğunu hatırlattı. Tazminat miktarını belirleyemediler, fikir bile verdi… Tahran’ı bombalayacaklardı. Tevrat getirttik, barış ayetlerini okudu. “Siz vurursanız onlarda da nükleer silah var, mahvolur Ortadoğu” dedi.
  • Kanser olduğu dönemdeki ilik kampanyasını devletin yapıldığını, kampanyada yasadışı hiçbir unsurun bulunmadığını belirtti:
İlik kampanyasını, devlet yaptı. Devletin yaptığı, belgelidir. Devlet yolluyor kanları yurt dışına. Binlerce insanın hayatı kurtuldu. 160 bin kişi kan verdi, Allah devletimizden ve Adnan Bey'den razı olsun. O gün bana kahraman diyenler bir günde döndü.
  • Mason localarına İslam’ı anlattıklarını ve Kuran yerleştirdiklerini belirtti:
Amerikalı mason localarında Müslümanlığı anlattım. Bütün üstatlar Adnan Bey’e gelir. Adnan Bey, 33. derece masondur. Loca kurma yetkisi var. Bütün dünyanın gözü önünde oldu, Kur'an-ı Kerim'i locaya koydurttuk.
  • İddianamede kod ismi olduğu ileri sürülen isimlerin mantıksızlığından bahsetti:
“Oki” diye kod adı mı olur Sayın hakim. Didem hanımın “Dido” oluyor, Gökalp “Göko” oluyor. PKK’da  kod ismi oluyor, Mervan oluyor kod adı. Amaç suç yok o nedenle yapılan şeyler bunlar.”
bare de separation
ALKAS ÇAKMAK VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Kendisinin ve arkadaşlarının dosyada geçen suçları işlemeyecek karakterde, hatta bu suçlara niyet bile etmeyecek yapıda olduklarını belirtti:
Bunları işleyemeyiz, niyet bile edemeyiz. Çünkü biz biliyoruz ki biz niyetlerimizden bile sorumluyuz. Dolandırıcılığı benim vücudum kaldırmaz. Hukuk devletine inanıyorum, liberal dünya görüşündeyim, dünyanın 29 ülkesini gezmişim. Bunları yapacak çevrede bir insan değilim.
  • Dosyada varlığı ileri sürülen sözde şantaj kasetlerinin akıbetini sordu:
İki gün önce Ali İhsan Karahasanoğlu soruyor. Nerede şantaj kasetleri? Bugüne kadar soramadık ben de soruyorum. … Efendim biri getirsin. Nerde gerçekten bu kasetler?
  • Bazı müştekilerin İngiliz istihbaratı ile olan yakın temasının araştırılmasını istedi:
Dünyanın en önemli iki istihbarat örgütünün başındaki kadın Neville Jones geliyor. Kiminle birlikte? Ceylan Ö. ile birlikte. Ümit K. ne dil bilmesi, hangi okulu bitirdi belli değil, İngiliz derin devleti ajanıyla fotoğrafı var. Asıl araştırılacak konu bu. Adamlar bunlarla ne yapıyorlar?
  • Müvekkil Adnan Oktar ile kendisini tanıştıranın Acun Ilıcalı olduğunu söyledi:
Ben nasıl tanıştım... Bu TV 8’in sahibi Acun var, benim sınıf arkadaşım. Benim açımdan şu dünyada yaptığı en hayırlı iş olabilir.
  • Müvekkil Adnan Oktar’ın sözde örgütte güya Türkiye’deki seçimlerde oy kullanmayı yasakladığı yönündeki asılsız iddiayı cevapladı ve oy kullandığını ispatlayan resimleri sundu:
Adnan Oktar’ın emrine karşı gelen her kişi Allah’a karşı gelmiş sayılır diyor. Oy kullanma davranışı farklı olanla var, o zaman hepsi Allah’ın emrine aykırı davranmış –haşa- olur mu efendim.
  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:
Bana kod ismi “Alky” denmiş. Bizim çok sevdiğimiz “Perfect Strangers” diye bir dizi vardı orda “Balky” vardı. 30 yıl önce bana sınıf arkadaşlarımın koyduğu bir isim bu. Ayrıca Alkas çok zor anlaşılıyor. Hem Türkler hem Ruslar iş yaptığım kimse anlamıyor. Twitter hesabımda da yazar bu isim benim. Hatta burada benim eski sınıf arkadaşlarım var, belki onlar hatırlar nasıl kondu, ben hatırlamıyorum bile.
  • Hakkındaki taciz iddialarını yalanladı:
Aslı B. yanağımdan makas aldı diyor. Bu da bir sokak çakallığı. Birinin yanağından makas alıp ne tür bir haz duyayım ben anlamıyorum bunu. Teşhis tutanağında da sözlü taciz demiş. Ben elli yaşında adamım, bunların hiçbirini kabul etmiyorum efendim hayatımda öyle bir şey yok.
  • Savcılığın iddianamede kendisi ve arkadaşlarıyla ilgili dini yorumlarda bulunmasını eleştirdi:
Savcı dini otorite gibi dini bilgimi sorgulamış. Bir ilahiyatçı çağrılır yapılır bu. Savcının böyle bir alt yapısı yok.
bare de separation
ALİ SUAT KÜTAHNECİOĞLU İFADESİNDE;
  • İddianamede kendisine atfedilen “Süleyman” kod isminin gerçeğini anlatırken, arkadaş camiasına en uzak olan müştekilerin bile dosyada yer verilen sözde kod isimlerini bildiklerini, bunun dosyadaki suç örgütü iddiasını çürüten delillerden biri olduğunu söyledi:
Süleyman. Bu bir kod ismi değil müstear isimdir. Süleyman Davutoğlu köşe yazılarında kullandığım isimdir. Hz. Süleyman muhteşem konular, muhteşem  metafizik konular dediğim için arkadaşlar bana Muhteşem Süleyman dedi. Ben de bu müstear adla köşe yazısı yazmaya başladım. Adnan beyin isim koyması iddiası çok komiktir. En uzak kişiler bile kod adı şuydu gerçek ismi buydu diyorlar. Bir örgütte birinci çemberde ancak kod ismin gerçek ismi bilinebilir. En uzak kişiler ama böyle diyor. Kod ismi ile gerçek ismi aynı anda en uzak kişiler bilebilir mi? bunu size soruyorum.
  • Müşteki oğlu hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı, oğlunun Adnan Oktar’ın yanından ayrılmasından sonra neden ona telefon açtığını anlattı, ona teklif edilen para nedeniyle şikayette bulunmuş olabileceğini belirtti:
Dinsiz  ve materyalist olduğunu bizden ayrıldıktan sonra kendi de söylüyor. Diğer sosyal medya paylaşımlarını da göstereceğim size nasıl korkunç göreceksiniz. Benim aradığım doğru, çünkü benim üstümde korkunç bir borç bırakmış. Tamam oğlumdur, ama sormam gerekir. Gidersin oralarda mahvolursun dedim, bu benim babalık görevimdir. Homoseksüellerin yanında ne işin var deyip, Müslümanların yanına çağırıyorum. O ise beni oraya çağırıyor. Ben oraya gitmem. Oğlumuzdur başımın üstünde yeri var, ama ben onun olduğu yere gitmem. Gayriahlaki ilişkiler yaşadı diye bir şey demedim, ama orda öyle ilişkiler var tarzında bir şey demiş olabilirim. Arda anneannesinde kalıyor, Kurtuluş’ta, oraya çökmüş diyebilirim. Kadına şiddet uygulayıp parasını alıyormuş. Çıktığınızda buna bir çözüm bulun diyor. Kadın isyan durumunda. Böyle bir çocuktan bahsediyoruz. Anne baba dediğim bazı varlıkları geride bıraktım diyor, tabi o bizim görüşlerimizi söylüyor, yoksa para için çok kere aradı beni. Tehdide pek kulak asmaz da biraz para teklif etmiş olabilirler diye düşünüyorum. Fazla yorum yapmak istemiyorum, takdirinize bırakıyorum.
bare de separation
ALİ EMRE BUKAĞILI İFADESİNDE;
  • Hakkındaki cinsel saldırı iddialarının delile dayanmayan ve itibar edilmeyecek soyut iddialar olduğunu söyledi:
“Kırk kişinin geçtiği bir paragraf var. Arkadaşlara sordum Hanife A. iri yarı bir hanımmış. Evden alınmış, zorla… Hayatın olağan akışına aykırı. Söylenecek bir şey yok. Bundan dolayı mahkum olursam da helal olsun. 4 tane cümle var, hiç delil yok ve bunlarla 12 yılla yargılanıyorum. Ne zaman oldu, nerde oldu belli değil.”
Bahar K. bir sürü ifadeler vermiş oturup çelişkilerini çıkartmadım. Benle alakalı kısım deminki 4 satırdı, bu 3 satır. Normalde bu iddialar Savcının önüne gelse, Savcı soyut bu iddialar demesi lazım. Ama ben bundan dolayı 14 aydır içerideyim.
  • Ünlü piyanist Fazıl Say ile ilgili şikayetine açıklık getirdi, sosyal medyada dini değerlere hakaret eden kişilerle ilgili olarak yaptığı Savcılık şikayetlerinden bahsetti:
Fazıl Say twitter’dan söylemekten imtina ettiğim Müslümanlara hakaret eden sözler söyledi. Başkalarına da hakaretleriyle bilinen, toplumun şımarık çocuğu gibi. Piyanist sanatı mükemmel o konuda diyeceğimiz yok. Çok yerde haber çıktı bu sözler konusunda. İfade özgürlüğü canım, ne var ki bunda benzeri, söylediklerine arka çıkan söylemlerle ortaya çıktı Fazıl Say… Ekşi sözlükten 120 kişi hakkında şikayette bulundum. O zaman internet yasasında açıklar vardı, iki kurucusu da ateist, kapatmıyorlar. Dine, mukaddesata karşı başlıklar açıyorlar. Gençliğin de acayip itibar ettiği bir şey. İşte biz böyle faaliyetler de yapıyorduk. Haberlere çıktık anlattık bunları, kamuoyu oldu. Yansıyanlar gibi yansımayanlar da var. Hiçbir menfaatimiz yok zaman, emek harcıyoruz.
bare de separation
AHMET BÜRKE İFADESİNDE;
  • Müvekkil Adnan Oktar’ın gençler arasında çok popüler olduğunu ve çok sevildiğini belirtti:
Ben Adnan Bey’i 2015 2016’dan beri tanırım çok da severim. Tüm arkadaşlarımı da öyle.
Adnan Bey çok popüler bir insandır. Özellikle gençler arasında, gençler çok sever Adnan Oktar’ı.
  • Müvekkil Adnan Oktar’ın eserleri sayesinde İŞİD, PKK gibi örgütlerin ideolojisine kapılmadığını söyledi:
Ben inançlıydım. Saç kestirmek, sakal kestirmek haramdı, ben böyle bir din anlayışındaydım. Bingöl’de IŞİD ve PKK düşüncesi çok yaygındır. Gençler arasında sempati oluşturulmaya çalışıyor. Benim arkadaşlarım arasında da bunların sempatizanları vardı. Ben asla olmam, ben millliyetçi bir insanım. Benim arkadaşlarımdan da beyinleri yıkanan oldu. Suriye’ye gidip heba oldular, birçok arkadaşım dağa çıktı. Ben araştırdım Adnan Bey’in Komünist Kürdistan Tehlikesi gibi kitaplarını okudum, belki okumasam ben de onlar gibi bir yerlerde ölmüş olurdum. Adnan Bey bunların karşısında bir set olmuştur. Adnan Bey’den Allah razı olsun hem imanıma vesile oldu, hem de bunlara set oldu.
  • Ailesinin de müvekkil Adnan Oktar’ı çok sevdiğini, ablalarından birinin bazı müştekiler tarafından kandırılarak müşteki yapıldığını söyledi:
Biz ailece Adnan beyi çok severiz, medya tabiriyle çok koyu Adnancıyız. Biz 12 kardeşiz, 12 kardeşim de çok sever canı gibi sever Adnan abiyi. Ablamı kandırdılar. Ablamı kandıran, dolandıran şahıslar bugün burada oturuyor ve özgürler. Ablama şunu vadediyorlar: Sen müşteki ol biz Ahmet’i çıkaracağız diyorlar. Ahmet suçsuz, biz çıkaracağız. Ama gel müşteki ol diyorlar. Tek yaşıyor, bunlar da mafyavari insanlar, tehdit ediyorlar, korkutuyorlar, iradesini fesada uğratma var ya, bunlar müşteki insanlar işte, onlar insanların iradesini fesada uğratıyor. Korkutuyorlar bu insanları, bunun için de şikayetçi oluyorlar.
  • İddianamede her faaliyetlerinin sözde örgüte delilmiş gibi yansıtıldığını, hayali turnike sistemine delil teşkil etsin diye her yaptıkları konuşmanın çarpıtıldığını ileri sürdü:
Biz ne yaparsak yapalım örgüt faaliyeti çerçevesinde değerlendirildi. Yemek yedik, Allah rızası için konferans verdik. Nefes alsak örgüt faaliyeti çerçevesinde değerlendirildi. Yemek yapmak kodlaması turnike diye değerlendiriliyor. Ne diyelim. Çay içmek desem turnike, yemek yesek turnike…
  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:
Justin diye bir kod adı çıkıyor önüme. Ben zaten her gün canlı yayına çıkıyorum ve bana canlı yayında bu isim söyleniyor. Kanadalı bir pop yıldızı. Bana arkadaşlarım ilkokuldan beri Justin derler. Benzetirler ona beni. 
bare de separation
ALİ KASAP İFADESİNDE;
  • İddianamede amaç suçun tanımlanmadığını belirtti:
Amaç suçu okudum okudum bulamadım. Kadın kız için bir araya gelmişiz gibi. Mankenliği falan bırakıp gelmiş bu insanlar. Öyle bir ekip olsalardı gelemezlerdi, o hayatı şu anda dışarıda yaşayanlar takdir görüyor.
  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:
Kod adım da Ali Baba’ymış. Onu diyen de kardeşim Aydın Kasap’tı. Bir gün sofrada oturuyoruz kardeşim bana “Ali Baba” dedi. Babam senin kaç tane baban var? dedi ona. Bir de neyi gizlemişim. Adım zaten Ali. İddianameyi hazırlayanlar kardeşime kod adı da bulamamışlar.
  • Sanıklardan bir bölümünün, iddianamede sözde örgütsel faaliyet olarak gösterilen ve nöbet sistemi adı verilen bir eylem çerçevesinde her gün A9 TV’deki canlı yayınlarda buluşması hakkında açıklamada bulundu:
Bizim İsparta Atabey’de mesela helva nöbeti derler. Helvanın dibi tutmasın diye damadın arkadaşları falan helva karmaya gidilir. A9 TV’de bulunmaya nöbet diyorlar işte, helva nöbeti gibi. Evde tv izlemek yerine orda arkadaşlarımla havuz başında püfür püfür izliyoruz, gayet güzel.
  • Antalya’da defalarca vergi rekortmeni olmasına rağmen hakkında asılsız iddialarda bulunulduğunu, haksız yere tutuklu bulunduğunu belirtti:
Ben kaç kere Antalya’da vergi rekortmeni oldum. Bir yandan trilyonlar havada uçuşuyor bir yandan ayak işi gündelik işler yaptığımı iddia ediyorlar. Dolandırıcılık yaptım diyen, sahtekar adam dışarıda kaç kere vergi rekortmeni olmuş kişi burada.
bare de separation
AYDIN KASAP İFADESİNDE;
  • Kendisine etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması için bazı müşteki avukatları tarafından cezaevinde baskı yapıldığını açıkladı:
Cezaevinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması için baskı yapılıyor. Bunları, bunları söylersen en geç bir haftaya tahliye olursun dediler. Cinsel isnatları sordum, “ama hiçbiri gerçek değil” dedim. Avukat bunlar hiç sorun değil. Orada (emniyette) bir aile ortamı var, hemen ifadeleri değiştirtiriz dedi.
bare de separation
BÜLENT SEZGİN VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Geçmişte Türkiye’nin en ünlü mankenlerinden biri olduğunu, manken olarak yaşasa zaten kadınlara kolaylıkla ulaşacağını, bunun için örgüt üyesi olunmayacağını söyledi:
Ben Türkiye’yi dünyada temsil etmiş bir mankenim ve iyi temsil etiğimi düşünüyorum. Ben dünya güzelleri ile aynı podyumda yürüyorum. Buna muhtaç değilim. Suç örgütünün amacı gösterilmemiş ama bu amaçta bir şey olsa ben zaten gelmem. Benim bu amaçla bu arkadaş grubuna gelmem çok saçma olur.
  • Arkadaş camiasının Kuran ahlakını ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetini yaşadığını belirtti:
Kuran’a, Kuran ahlakına, Peygamberimizin hayatına, onun sünnetine uygun yaşıyoruz. Bu ahlakı gösteren insanlar tabii ki aramızda huzursuz olmayacak kendilerini huzur ve güven içinde hissedecekler. Ben sadece Allah için, Allah benden ne istiyor buna göre bir hayat yaşıyorum.
  • İngiliz derin devletinin ideolojisini reddettiklerini belirti:
İngiliz derin devletinin silmeye çalıştığı hayatı biz yaşıyoruz. Onların dini Darwinizm’dir. Büyük olan küçük olanı ezmelidir. Irklara bölüyorlar. Aşağı ırklar var, üst var. Onlara göre Türkler aşağı ırktır ve elimine olacaktır. Biz Darwinizmin geçersizliğini anlatıyoruz. Homoseksüelliği yaymak istiyorlar, biz bunun nasıl çirkin bir hayasızlık olduğunu anlatıyoruz.
  • İddianamedeki gibi “kardeşler gurubu” gibi özel bir yapılanma içinde olmadıklarını, Allah’ın müminleri zaten “kardeşler” olarak tanımladığını belirtti:
Kardeşler gurubu diye herhangi bir gruplandırma yapılmadı. Burada erkekler de, bayanlar da, Adnan Bey de benim kardeşim. Müminler ancak kardeştirler. Müslüman bir ülkedeyiz. Sokağa çıkıp sorsanız “Müslümanlar nedir?” diye, herkes “kardeştir” der.
  • Polis operasyonu öncesinde Twitter’da “Kedileaks” diye bir hesap açıldığını, bu hesap üzerinden genç kızların korkutularak şikayetçi yapıldıklarını belirtti:
Operasyondan önce Kedileaks diye bir sayfa açıldı. Hakkımızda yalan yanlış haberler yaparak hem bir baskı hem de bir korku ortamı oluşturuldu. “Sen Bülent ile görüşen –burada yazdığı için söylüyorum- sen turnikede bir kızsın” yazıp, “senin iş yerine veririm” diye insanları korkuttular, şikayetçi yaptılar.
  • İddianamede sözde örgütsel yapılanma delili olarak sunulan “infak” isnadı hakkında açıklamalarda bulundu:
İnfak Allah’ın emri gereği, Allah’a kulluk görevi gereği yapmam gereken şey. Ama burada yazan infak adı altında örgütü finanse etmek, bunu kabul etmiyorum, ama Allah’ın emrettiği yönde kabul ediyorum. Ayette de belirtiliyor, Peygamberimiz’e soruyorlar, “infak nedir?” diye, “ihtiyaçtan arta kalandır” diyor.
  • Etkin pişman sanık Altuğ Revnak Eti’nin gerçekte müvekkil Adnan Oktar’ı çok sevdiğini ve İslam’a çok hizmet ettiğini anlattı:
Altuğ Revnak Eti tarafından örgüte kazandırıldığım söylenmiş. Ben onu gerçekten geldiğimden beri tanıyorum. Bugüne kadar Adnan Bey’i çok sevdiğini her ortamda, her platformda anlatan bir kişidir. Allah’ın varlığını, birliğini, Darwinizmin geçersizliğini anlatmış bir insandır.
bare de separation
CEMİL GÜLTEKİN VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Cezaevindeki koşulları zorluğundan bahsetti:
Bizi dağıtmaya geldiler. 26 kişilik bir koğuş, bir girdik üst katı ben önce görmedim, alt kat zaten Kamboçya. Bir duman, turşu bidonları falan. Siz eğleniyordunuz dışarıda, şimdi gelin görün. Ben bir hafta uyumadım, gözler açık çita gibi bekliyoruz. Deliren var, bağıran var.
  • Arkadaş gurubuna kurulan kumpasta görev alanlardan biri olan Özkan Mamati’nin kendisine ve ailesine yaptığı baskılardan bahsetti:
O kumpasın başındaki adam (Özkan Mamati) bana mektup yolladı. (Bu esnada Özkan Mamati’nin kardeşi aracılığıyla cezaevine gönderdiği mektubu okudu) Benim kardeşim açık görüşe geliyor bembeyaz, beti benzi atmış. Biz seni göremeyeceğiz, 50-60 sene diye. Sürekli mesajlar geliyor onlara. “Siz ailesisiniz, bir daha onu göremeyeceksiniz” diye. Babam bu konuyu bilse hakkını avcuna koyar. Biz Karadenizliyiz. Anamızı bacımızı aradıklarında çok büyük olay çıkar. Milletin anasını bacısını arıyorlar. Suçlu olan dışarıda geziyor. Anam bacım da dışarıda. Biz burada kaldık. Dışarıda olsak kanunla hukukla yakasına yapışırdık.
  • Cezaevindeki psikolojik baskıdan ve cezaevine gönderilen müşteki avukatlarından dolayı bazı sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak zorunda kaldığını söyledi:
Cezaevi psikoloğuna gittik Mustafa’yla (Mustafa A.) Bir baktı. “Ben bu psikolojiyi biliyorum, sen cezayı al rahatlarsın” dedi. Nereden biliyorsun hüküm alacağını, zaten cezaevindeyiz, adam iyice çizdi. Bu arkadaşlar etkin pişman olmak zorunda kaldılar, çıkmak için. Ben ne kadar yardımcı olsam da çıkmak istiyor. Bir avukat yolluyorlar, sonra da alıp götürüyorlar.
  • Sözde örgüt üyelerinin A9 TV binasında silahlı nöbet tuttukları yönündeki iddialar hakkında açıklamalarda bulundu:
Nöbet sistemi külliyen iftira. Ben yoğun çalışan bir kişiyim. Sabah işlerimi şantiyelerde tamamlarım, şirketime de uğrarım. Şirketim de stüdyoya yakın. Arkadaşımı ararım. “Baba çok güzel simit aldım” derim. Giderim, sohbet muhabbet, yayını izleriz, kimiyle ticaret konuşurum, gençlerle play station oynarız, ben onlar kadar iyi değilim ama kapışırız. Silahla nöbete mi gittiniz? diye bana daha önce de sordular. Ben affedersiniz lavaboya bile silahla giderim.
  • Bazı etkin pişman sanıkların kendisi hakkında “şirket kurup dolandırıcılık yapar” şeklinde ortaya attıkları iddiaları yalanladı:
Şirketler kurup dolandırıcılık yapar diyor Emre K. Ben öyle olsam, Doğuş Oto’dan hak ediş alamam, SSK yatırmasam hak ediş alamam. Gelmemiş gitmemiş, şirketimin yerini bilemez. Murat D. de aynı, benim şirketimin yerini dahi bilmez. Benim şirketimin bu kadar iş bitirmesi var, dünyada geçerli kuruluşlar akredite ediyor, aklama diyorlar.
bare de separation
KADİR KAYA VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Komando olmak için dua ettiğini, Allah’ın duasına icabet ettiğini, müvekkil Adnan Oktar’ın askerliği teşvik ettiğini ve askerlere karşı çok sevgi dolu olduğunu belirti:
Ben Cenab-ı Allah’a dua ettim, komando olmak için. Allah bana nasip etti, komando olarak özel harekatta askerliğimi yaptım. Hatta Adnan Bey hep “komando arkadaşlarını çağır güzel bir kutlama yapalım düşman çatlatalım” derdi.
  • Zeynep Ceren Y. isimli müştekinin kayda aldığı konuşmaların kurulan kumpasın delili olduğunu ileri sürdü:
Zeynep Ceren Y. mdem hukuk dışı olsa da bir kayıt almış. İnsan kızlarla ilişkiyi mi sorar? Beni neden zorla tutuyorsunuz, bana neden baskı ve eziyet yapıyorsunuz diye sormaz ki? Belli ki bir kumpasın hazırlığı olarak bu kaydı almıış
  • Hanife A. ve Asiye S. isimli şahısların şikayetçi olma süreçlerindeki çelişkiyi vurguladı:
Hanife A. güya yıllarca tecavüze uğruyor, güya parası zorla elinden alınıyor ama nedense bizlerin güya suç örgütü olduğumuzu arkadaşı Asiye S.’nın anlatımlardan sonra anlayabiliyor. Sonra Asiye S.’ya bakıyoruz, güya Hanife A.’na doğruları farketmesini sağlayan kişi olmasına rağmen Hanife A.’dan aylar sonra şikayetçi oluyor. Onun daha once şikayetçi olması gerekmez miydi?
bare de separation
SİBEL YILMAZTÜRK VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Müvekkil Adnan Oktar’ın kendisine ve arkadaşlarına hiçbir baskıda ve eziyette bulunmadığını, sadece sevgi gösterdiğini belirtti:
Ben Sayın Adnan Oktar’dan hiçbir zaman şiddet eziyet baskı görmedim. Adnan Bey’den hiçbir zaman ne kendimi ne de bir başka bayanı rencide edecek en ufak bir şey duymadım. Kadınlara bu kadar değer veren, sevgi gösteren bir insanın bunu yapmasına Türkiye’de kimse inanmaz zaten. İddianameye bakıldığında senaryo hep kadın düşmanlığı üzerine kurulu. Güya dayak yiyorum, eziyet görüyorum ama gitmiyorum. Elimde tüm sosyal imkanlar varken, ailem tarafından korunup kollanırken. İddialarda kadınları zayıf göstermeye çalışmışlar. Bu müştekilerin kafasındaki kadın karakteridir. Türkiye’de kadının değerini en etkili anlatan kişi Adnan Oktar’dır.
  • Hakkındaki asılsız iddiaları reddetti, ahlakdışı hiçbir eylemi olmadığını belirtti:
Tarih boyunca birçok Müslümana birçok iftira atıldı. Onları haşa itibarsızlaştırmak istediler ama iftiraları kendilerine dolandı. Bu iftiralar benim kişiliğime hakarettir. Ben Müslüman bir bayanım, bunların hiçbirini kabul etmiyorum. Bunları satır satır okumanıza gerek yok.
Bu kişilerin bahsettiği ahlak dışı ortamlarda hiçbir zaman bulunmadım. Allah’ın haram kıldığı bir eylem içinde hiçbir zaman bulunmadım.
  • Reşit olmayan kimselerin velileri yanında olmadan A9 TV stüdyolarına giremediğini, yayınlara ancak velilerinin yazılı izniyle katılabildiklerini belirtti:
A9 TV stüdyosuna reşit olmayan biri girmiyor, kural gibi düşünün yani giremez. Annesi babasının muvafakati varsa ancak ve birlikte.
  • Müvekkilin arkadaş camiasının dağıtılmak istendiğini ifade etti:
Tek tek farklı cezaevlerine, farklı koğuşlara gönderildik, psikolojik olarak yıldırmak istediler. Biz birbirimizden ayırmaya, yalnızlaştırmaya çalıştılar. Allah Al-i İmran Suresi’nin 103. ayetinde “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirine düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.” diyor. Birbirimizden ayrılmama sebebimiz Allah aşkıdır.
bare de separation
TİMUR AYAN VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • İddianamede müvekkil ve arkadaşlarının kaliteli bir yaşantı sürmelerinin, A9 TV stüdyolarında kalite ve zenginliğin ön plana çıkartılmasının, birbirlerine maddi anlamda destekçi olmalarını suç örgütü refleksi gibi gösterilmesine cevap verdi:
Sayın Savcı Kuran bakış açısıyla bakmadığı için beni ve arkadaşlarımı suçlu gösterecek iddialarda bulunmuş. Toplumdan uzak şekilde lüks, şatafat içinde yaşama iddiası var. Halbuki Hz. Süleyman, Sebe Melikesi geleceğinde havuz, heykel yaptırıyor. Müslüman birini ağırlayacağı vakit buna uygun bir ortam hazırlıyor. Kuran’da De ki: "Allah'ın kulları için çıkarmış olduğu süsü ve rızkların temiz olanlarını haram kılan kimdir?" De ki: "Onlar dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özeldir." Bilen bir topluluk için ayetlerimizi işte böyle etraflıca açıklıyoruz. denilmiştir. İnşaAllah Müslümanlar iyi şartlarda yaşarlar. Biz bir masada bir fotoğraf çekiyoruz, burada önemli olan insan güzelliği, maddi büyüklük bir önem arz etmiyor. Ayrıca belirtmek isterim ki, TMSF 86 şirketin aktif büyüklüğü 10 milyon TL dedi. Arkadaşlar onu yanlış da söyledi. O 10 milyona masa, sandalye de dahil, toplam aktif büyüklük. Yani kar, ona kalan, ondaki bir para bile değil. İnsanlar çok zengin, şatafatlı, lüks olsalardı bu paraları banka hesaplarında, üzerlerinde çıkması lazımdı. Eskiden insanlara neden egoistsin diye sorulurdu şimdi adeta neden cömertsin diye soruluyor. Benim 5 tane evim olsa 3’ünü 4’ünü veririm, Müslümanlar kullansın isterim.
  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:
Timur’a “Tim”, “Timoti” demişler diyebilirler bu lakaptır. Ben Bim’e gidiyorum sık sık, arkadaşım bana “Bimur” da diyor. Allah birbirinize kötü lakapta bulunmayın diyor. Güzel, neşelendirici lakap için bir sınırlama yok.
bare de separation
TARIK KOÇ VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:
Kod adı Yusuf Aslan diyorlar. Kesinlikle reddediyorum. Gönenli Mehmet Efendi bizim eve gelmişti, bu ismi bana takmıştı, Allah ondan razı olsun. Kaderi de Hz. Yusuf’a benzeyecek demişti. Gerçekten de öyle oldu. İki kadının cinsel iftirasına uğradım, ağabeyimin de iftirası yüzünden kuyu gibi bir koğuşta kaldım.
  • Polis operasyonuyla birlikte, kadınların zorla evlerde tutuldukları ve tecavüze uğratıldıkları iddialarının iftiradan ibaret olduklarının anlaşıldığını vurguladı:
İddia edilen şeyler olsaydı girilen yüzlerce evde zincirli bayanlar, tecavüze uğramış, “bizi kurtarın” diye bağıran bayanlar, bir sürü biyolojik delil bulunmaz mıydı ben size soruyorum.
  • Yengesi Ece Koç’un bazı müştekiler tarafından korkutulması nedeniyle etkin pişmanlık başvurusu yaptığını belirtti:
Ece Koç yengem. Onu da baskıyla tehditle korkuttular. Yengemin bu operasyon başlamadan önce hiçbir sorunu ve şikayeti yoktu. Operasyondan hemen önce “Kedileaks” isimli twitter hesabından yengemin fotoğrafı paylaşıldı, huzursuz edildi. Aynı hafta benim fotoğrafım paylaşıldı, potansiyel katil dendi, dava açtım, hagb kararı çıktı yanılmıyorsam. Ablam Nilüfer’in de fotoğrafı paylaşıldı, hakaretler edildi aynı hafta.
  • Kendisi ve arkadaşları hakkında ortaya atılan zina suçlamalarını ve iradesi fesada uğratılmış mağdurlar senaryosunu yalanladı:
Domuzun 50 gramı da 500 gramı da haramsa, zinanın da her türlüsü haramdır. Önden arkadanı yok.  İradesi kırılmış, fesada uğratılmış bir durumu da yok. Operasyondan önce kendi hür iradesi ile aramızdan ayrılmış Aslı B., demek gidilebiliyor.
  • Deniz Ş. isimli müştekinin tecavüz suçlamalarındaki çelişkileri ortaya koydu:
Deniz Ş. “şu şu kişiler farklı tarihlerde bana tecavüz edenlerden hatırladıklarımdır” diyor. Öyle bir eylemde hatırladıklarım olur mu? Zaten kendisi de ifadesinde evlenme amacı ile buradaki arkadaşlarımızın yanına geldiğini söylüyor.
  • Müşteki ağabeyi Emin Koç’un kriminal kişiliğinden bahsettiannesinin ve babasının ağabeyi Emin Koç’tan olan şikayetlerini dosyaya sundu:
Annesine ekmek bıçağıyla saldıran Emin Koç bu dosyanın senaristi. Bunların sözleri ile bu dosya bu günlere geldi. Annesine bunu yapan buradakilere neler yapmaz. Annemin olayla ilgili şikayetini, ağabeyim hakkında  yapılan 4.5 milyon dolarlık vergi kaçakçılığı şikayetini, babamın onunla ilgili dolandırma şikayetini dosyaya sunuyorum. Ayrıca bazı arkadaşlarımın onun hakkında aldırdığı koruma kararlarını da sunuyorum. Emin Koç profesyonel bir dolandırıcı. Şimdi de attığı yalanlarla savcılık makamını, adliyeyi ve polis teşkilatını da kandırdı.
  • Kimseden talimat almadan Allah rızası için yaşadığını anlattı:
Ben bu fosil sergilerine gidiyordum, “Allah var, bu kesin” deyip delilleriyle anlatıyordum. Kimse bana talimat vermedi. Kendi isteğimle Allah ın varlığını birliğini her Müslüman a farz olduğu için anlattım, yine anlatacağım inşaAllah.
bare de separation
ŞERİFKAN SÜLEYMANİYELİ VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Müştekilerin iftiralarına aldanan Savcılığın hatalı kararları nedeniyle cezaevinde yaşadığı mağduriyetleri anlattı:
Savcı beyin talimatıyla biz ayrı ayrı konduk. Ben İzmir 3 No’lu T Tipi Cezaevi’nde 25 kişinin içinde tek başıma kalıyorum. Bir adam bana diyor ki, “ben müebbet aldım 30 sene yatacağım seni öldürsem üstüne en fazla 5 yıl daha yatarım.” “30 sene yatana o 5 sene bir şey yapmaz.” diye açık açık tehdit aldım. Çıkan haberlerden millet galeyana geldi.
  • Müştekilerin kendisini örgüt üyesi gibi gösterebilmek adına yazdıkları senaryonun saçmalığını örneklendirdi:
Bizim hiçbir zaman örgütvari sistemle, işlerle işimiz olmaz. Müştekiler benim için “getir götür işi yapardı” diyorlar. Ben cezaevinde örgütten adamları gördüm. Ne yapardın? diye soruyorum, “ben mekan basardım” diyor, diğeri “adam kaldırırdım” diyor. Ben getir götür yapıyorum!
  • Müvekkil Adnan Oktar’ı, eserlerindeki gençlere yönelik etkileyici anlatım tarzını beğenerek takip etmeye başladığını belirtti:
Gençlerin anlayacağı tarzda bir anlatım görünce Adnan Bey’de bu beni çok etkiledi. Sosyal medyadan onu ve arkadaşlarını takip etmeye başladım.
bare de separation
TURGUT DEMİRHAN VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Kimseden talimat almadığını, tüm kültürel faaliyetlerini Allah rızası için yaptığını belirtti:
Örgüt talimatıyla kitap çevirir, propaganda yapar diyor iddianamede. Halbuki ben buraya gelmeden 2-3 yıl önce gönüllü olarak kendim başvuruyorum, mail gönderiyorum, cevap geliyor hepsi var bunların. Hatta bunları internete yükledik hepsi var bunların. Örgüt bağlantısı kurulmak istendiği için böyle deniyor. Halbuki ben bunu kendi irademle yaptım, üstümde yükümlülük olarak gördüm. Ben broşür dağıtıyordum. Bilmiyorum biz kendimizi doğru anlatabildik mi. Allah mallarını ve canlarını feda ederler diyor. Paran vardır onu kullanırsın, canıyla da işte kendini vaktini emeğini ayırmaktır. Bunu ben infak olarak görüyorum. Biz buradaki eylemlerin aynısını Almanya’da yaptık. Orada PKK’lılar vardı, mesela biz evrimin geçersizliğini anlatıyorduk, biz bunları dağıtırken nefret ediyorlardı, çünkü ben bazı içerikleri direkt Harun Yahya sitesinden alıyordum, amblemi görünce çok kin duyuyorlardı.
  • Müştekilerin sözde örgütün kültürel faaliyetlerinde zorla yer aldıkları yönündeki iddialarında yer alan çelişkileri ortaya koydu:
Ne yapsa zorla diyor, Çırağan’a gittin zorla, gülümsüyorsun zorla, zorla olur mu? Bu insan zorla photoshop öğrendim diyor. Photoshop, Vegas! Yani insanın bunları zorla öğrenmesi mümkün değil, bunları kimseye zorla öğretemezsiniz, çok zor. Bu şantaj nasıl bir şeyse operasyondan 2 ay önce etkisi birden kalkıyor. Şantajdan hiçbir şeyden korkmuyor, diğer şikayetçilerle aynı ay içinde bir anda şikayetçi oluyor.
  • Dosyadaki müşteki ifadelerinde sözde örgüt eylemlerine karışan kişilerden bahsedilirken, sözde örgütten ayrılıp müşteki olan Özkan Mamati ve Uğur Şahin’in isimlerinin asla geçmemesini, söz konusu şahısların kumpası kurgulayanlar arasında olduğunun bir göstergesi olarak saymıştır:
Özkan ben her şeyi yapardım diyor. Ama ilginçtir Özkan’ın, Uğur Şahin’in, Ümit Kuruca’nın ismini kimse saymıyor. Bunların hepsi camiamızın kültürel faaliyetlerinin ve arkadaşlarımızın bulundukları ortamların hepsinde vardı. Ama tabii şüpheli listesini sen yapıyorsun, sen şikayetçileri belirliyorsun, kimse seni saymaz.
  • Suç örgütünde yer alacak bir insan olmadığını anlattı:
Ben Köln Belediyesi ihale bölümünde inşaat mühendisi olarak çalışıyordum. Oradan biriktirdiğim bir para vardı, onunla geçiniyordum. Çok zor oraya girmek, bir de ben Türk vatandaşıyım daha da zor. Demek ki çok güvenmişler bana. Ama iddianameye bir bakıyoruz kan gövdeyi götürüyor. Ben öyle bir ortam görsem kalır mıyım, dönerim bir daha Almanya’dan çıkmam.
bare de separation
UĞUR KÜÇÜKAYDIN VERDİĞİ İFADESİNDE,
  • İddianamede kendisinin ve arkadaşlarının hayatın doğal akışında yaşanması son derece doğal eylemlerinin dahi suç gibi gösterildiğini söyledi:
Biz başta örgüt ilan edilmişiz. Bu sözde örgüt çatısının altında günlük hayatta yaptığımız şeyler suçmuş gibi anlatılıyor. Biz bu yüzden su içmemizin, yemek yememizin neden suç olmadığını anlatmaya çalışıyoruz.
  • Müşteki genç kızların korkutuldukları için kendi iffetlerini dahi lekeleyecek asılsız ifadeler verdiklerini belirtti:
Bunlar aslında iyi kızlar, gelecek düşünen kızlar. Can havliyle kendilerine iftira attılar. Cinsel münasebet zaten haram, asla böyle bir şeye girmeyiz.
  • Sözde örgütte yurtdışına kurye olarak gönderildiği yönündeki iddiaları somut delilleriyle çürüttü:
Kuryelikle, yurtdışına para götürmekle suçlanıyorum. Nasıl bir kurye hayatı boyunca yurt dışına bir kere çıkmış olabilir. Defalarca girip çıkmış olmam gerekirdi. Pasaport kaydıma bile bakılmamış.
  • Arkadaş camiasına kumpas kuran yapının İngiliz derin devleti olduğuna işaret etti:
Osmanlı’yı parçalayan İngiliz derin devleti bizim hapse atılmamızı sağladı. Adnan Bey sanatın, güzelliğin, estetiğin Kur’an’a ait değerler olduğunu söyledi. İngiliz derin devleti bunu duyunca çıldırdı. Çünkü mezhepsel çatışmaların ayrılıkların hurafelerin olduğu bir İslam topluluğundan nemalanıyordu. İslam birliği oluşursa Kur’an’daki velayet sistemi oluşacak, yani zengin- fakir ayrımı kalmıyor. Adamların istediği zengin hep zengin olsun, fakir hep zengin olsun.
  • Sanıklardan bir bölümünün, iddianamede sözde örgütsel faaliyet olarak gösterilen ve nöbet sistemi adı verilen bir eylem çerçevesinde her gün A9 TV’deki canlı yayınlarda buluşması hakkında açıklamada bulundu:
Mahkeme salonunda jandarmalar var. Nöbet tutuyor. Hiyerarşik bir ilişki var aralarında. Biz oraya gidip yiyip içiyoruz, sohbet ediyoruz. Bir de orası engebeli alan. Biz orayı belli oranda ıslah da ettik, orada ağaçları da koruyoruz. Tarkan Yavaş geliyordur, “ben yumurta kıracağım, ister misiniz” diyor, ben, “yok ben kırayım” diyorum. Alt üst yok.
bare de separation
SALİH TINAR VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Dosyada müvekkil Adnan Oktar’ın eserlerini yayınlayan Global Yayıncılık hakkında ortaya atılan kara para aklama iddialarına cevap verdi:
Global Yayıncılık insanlara Allah’ın varlığını anlatan kitapların dağıtımını yapan bir yayınevidir. Tam tasdik sözleşmemiz vardır. Bağış, himmet gibi bir şey yapılmaz. Her şeyimiz faturalıdır, faturasız bir şey satamayız. Aras kargo, PTT kapıda teslim, 11 banka ile mail order çalışırız. Polis bana almaya geldiğinde “hah Salih Tınar” dedi, ben orda anladım konuyu. Burada amaç Adnan Beyin eserlerinin dağıtılmasını engellemekti ve şu an benim firmam battı, ortaklarım da burada.
  • Kendisine dosyada atfedilen ve sözde örgütün varlığına delil diye gösterilen sözde kod ismin gerçeğini anlattı:
Kod adı “Lordum” diyor. Ben Diyarbakır Sur’luyum. Diyarbakır’dayım, İngiltere’ye gidip geliyordum. Arkadaşlar da bana “Lordlar kamarasına mı gidiyorsun” derdi. Adım öyle kaldı. Kod adı diye bir şey yok, herkes tarafından biliniyor. Global Salih de diyen var.
  • Dosyadaki silahlı suç örgütü iddialarına cevap verdi. Güneydoğuda PKK’ya karşı verdikleri kültürel mücadeleden dolayı karşılaştıkları tehditler nedeniyle silah aldığını belirti.
Ben Diyarbakır Sur’da doğdum. Buraya PKK’nın ne kadar pislik, kahpe ve kalleş olduğunu anlatan kitapları gönderdik. Dağıtımı yapan kişiler mobeseden tespit edildi. Ben de tehdit aldım, Global de tehdit aldı. Benim Kürt olduğumu da biliyorlar. Biz durmadık, Aras kargo ile adrese gönderelim dedik. Kargo beni aradı. Gönderemiyoruz, şubeleri basıyorlar diye. Ben de silah aldım. Aldığımda bana senin otomatik alman lazım dediler.
  • Sanıklardan bir bölümünün, iddianamede sözde örgütsel faaliyet olarak gösterilen ve nöbet sistemi adı verilen bir eylem çerçevesinde her gün A9 TV’deki canlı yayınlarda buluşması hakkında açıklamada bulundu. Yakın koruma olduğu iddialarını yalanladı:
Nöbet sistemi yok. Ayrıca ben işim gereği sürekli İstanbul dışındayım işte. Ama normalde de bu çok yanlış anlaşılıyor. Biz oraya gidiyorduk, çay kahve içeriz, muhabbet eder yemek yeriz. Ama hırsız da gelebilir oraya. Biz tanıdık o tipleri cezaevinde kaldığımız süre içinde. Adam bana diyor ki ben keşke dışarıda tanısaydım seni, soyacak adam beni. Yakın korumalığı da reddediyorum. Antalya’dayım. Fethiye’deyim. Stüdyoya gitmişim, uyuyorum ben orada.
  • Cezaevinde müvekkil Adnan Oktar’ın eserlerinden anlatımlar yaptığı mahkumların namaza başladığından bahsetti:
Kiki dayı diye biri vardı. 60 ayrı suçtan içeride. Hakim bir gün ona “artık yeter, bıktım senden” demiş. Ben ona bir gün iman hakikati anlattım. Ertesi gün sabah namazına kalktığımda onu secdede gördüm. O yüzden bu kitapların dağıtılması çok önemli.
bare de separation
SERKAN AK VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • İddianamede sözde örgüte yapılan maddi destek olarak gösterilen ve dindeki “infak” kavramıyla tanımlanan iddiaları cevapladı:
Benim infaktan anladığım zekatı vermektir. Allah ayette yoksula yetime yolda kalmışa ve kalbi ısındırılacaklara verin diyor. Ben de bu çerçevede verdim.
  • İddianamede sözde örgüt merkezi olarak gösterilen ve sözde örgüt üyelerinin telefon konuşmalarında güya gizliliği sağlamak amacıyla “Dragos” olarak geçen eve neden “Dragos” denildiğini açıkladı:
Adnan Bey önceden gerçekten “Dragos” semtinde bir yeri sık sık ziyaret ediyormuş, sonra Adnan Beyin uğradığı yerlerin adı “Dragos” olarak kalmış, yani tüm kağıt mendillere zamanla “Selpak” denmesi gibi.
  • Dosyadaki müşteki kızlardan Hanife A.’nın kendisi ve bazı arkadaşları hakkındaki cinsel saldırı iddialarını, güya saldırıların gerçekleştiği ileri sürülen tarihlerde yurtdışında olduklarını söyleyerek yalanladı:
Ben Ukrayna’dayım, Alkas o esnada Türkiye’de değil, Adnan Bora kemoterapide o sırada. Sırf şu bilgi bile Hanife’nin isnatlarını çöpe atmaya yeter. Cinsel suçlular koğuşunda kaldık biz. Alt ranzamda yatan adam iki kızına tecavüz etmiş, yan tarafımdaki annesine sarkıntılık etmiş. Bana emniyet sorgumda iddiaların tarihi hiç söylenmedi, hiç değilse savcı sorsaydı söyleseydim de daha makul bir yerde kalırdım.
  • Sözde örgütte kız getirme imamı olduğu iddia edilen Bora Yıldız’a destek sağladığı yönündeki iddiaları yalanladı:
Etkin pişman sanık Bahar Bayraktar benim için Bora’ya bağlı kız getiren kişidir diyor. Bora’ya bağlı olamam, HTS kayıtlarında görüldüğü üzere 5 yıl boyunca sadece 9 kere görüşmüşüm. Ayrıca kız getirme diye bir şey de zaten yoktur.
bare de separation
SERKAN YUMRU VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • İçinde bulunduğu arkadaş camiası hakkında açıklamalar yaptı, suç örgütü iddialarını yalanladı:
Bizim hayatımızın içinde, doğal akışında Kur’an var; iddianame ise müellifinin hayatının doğal akışına uygun hazırlanmış. Kur’an’dan bağımsız olarak düşünülürsek biz anlaşılamayız. İnşaAllah çıkınca devam edeceğiz, şanlı şerefli vatan müdafaasına. Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil, ilmi mücadele yapmaktır. Haklarına tecavüz edildiği zaman birlik olup karşı koyanlardır diyor ayette. Burada gördüğünüz bir arkadaş birliği, devlet de bir birlik. Askerimiz polisimiz devletimizi ayakta tutmak için çok güzel bir mücadele yapıyor, biz de ilmi olarak bunu yapıyoruz, kitap dağıtıyoruz, kendimizi hedef haline getiriyoruz. Bunlar yok sayılıyor, iddianamede esamesi bile geçmiyor. Bu nasıl bir suç örgütü ki yaptığı hiçbir faaliyetten dünyevi bir menfaat elde etmesin ve kendini hedef haline getirsin. Biz kamu düzenini bozmuyoruz. Kamu düzenini bozan fikirlerle fikir mücadelesi yapıyoruz. Güçlünün güçsüzü yok ettiği fikir sosyal darwinizm. Güçsüzü ezme, kadını dövme hep bundandır bunlar. Biz zaten bununla mücadele ediyoruz. Kamu düzeninin bozulmaması için gayret ediyoruz.
  • Dosyada çizilen sözde örgüt hiyerarşisini ve talimat ilişkilerini reddetti:
Burada herkes yöneticidir. Hayırlı bir iş olduğunda hepimiz en öne geçmeye çalışırız. Hayatımızda müminleri tasvir eden hayırlarda yarışırlar ve “Rabbim beni takva sahiplerine önder kıl” duasının yer aldığı ayetlerini dikkate alırız. Bir iş bittiğinde başka bir işe yönel ayetini de.  Talimata gerek yok, işimi bitirdiğim zaman bir arkadaşıma yardım ederim, onun kaldığı yeri derleyip toplayabilirim. Bunu Allah söylüyor, başka işe yönel diye. Hakkımda örgütün mali sorumlularından denmiş. Benim öyle bir sorumluluğum yok, benim sorumluluğum Kur’an’a göredir. Vicdanidir.
bare de separation
SEMİH MERİÇ VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • İddianamede ve basında A9 TV hakkında oluşturulmaya çalışılan olumsuz algıya cevap verdi, kanalda canlı yayınlanan “Adnan Oktar ile Sohbetler” isimli programda yer almasının sebebinden bahsetti:
Mühim olan kanalın ismi ve cismi değil burada ne anlatıldığıdır. Burada iman hakikatleri, İttihadı İslam, devletin birliği anlatılıyor Bize bir program ayarlansa bunu Kanal D, ATV, Show TV’de de yaparım, çok da isterim. Menfaat beklemedim, televizyon programında yer aldım, içerikler ürettim.
  • Cezaevinde 13 kişinin namaza başlamasına vesile olduğunu anlattı:
Ben cezaevinde de arkadaşlarıma aynı konuları anlattım ve ben oraya gittiğimde tek namaz kılan bendim. Şimdi Allah’a hamd olsun, 13 kişi namaz kılıyor orada ve bana mektup yazacaklarını söylediler, sevgiden dolayıdır bu.
  • İddianamede müştekilerin asılsız iddiaları doğrultusunda bahsedilen ve cinsel sömürü sistemi olarak tanıtılan “turnike sistemi” hakkında açıklama yaptı:
Ben bu yapıyı kabul etmiyorum, çünkü ecir yani sevap haram olan bir fiille kazanılacak değildir. Bu sistemin olduğu yerler genelevlerdir. Biz bunu canlı yayınlarda dile getirdiğimiz için tepki almış bir topluluğuz.
bare de separation
SEDAT CÜNEYT ÖZYAŞAR İFADESİNDE;
  • İddianamede Doğa Bilimleri Derneği’ne üye olmasının bile suç gibi gösterildiğini söyledi:
Doğa bilimleri Derneği’ne üye olmamı suç gibi addetmişler. Üye oldum, Anadolu’ya gidip konferanslar da verdim. Bunların suç olduğunu düşünmüyorum.
bare de separation
MEHMET MURAT ATMACA VERDİĞİ İFADESİNDE;
  • Sanıklardan bir bölümünün, iddianamede sözde örgütsel faaliyet olarak gösterilen ve nöbet sistemi adı verilen bir eylem çerçevesinde her gün A9 TV’deki canlı yayınlarda buluşması hakkında açıklamada bulundu:
Allah diyor ki, “sabah akşam Allah’ın rızasını arayanlarla birlikte sen de ol” diyor. Ben genelde ticaretle uğraşıyorum. Akşam buluşacak bir yerimiz olmasa ben nereye gideceğim. Ben oraya güzel yemek yemeye dahi giderdim, film seyretmeye gittiğim oldu. Asker gibi giderdi, devriye atardı diye bir şey yok, biri göstersin biri kenarda durur nöbet tutardı kabul ederim, yok böyle bir şey.
  • Dosyadaki silahlı suç örgütü iddiasına cevap verdi:
Talimatla silahlanan örgüt iddiasına bir şey diyeceğim. Kaç tane silahlı var ben bilmiyorum. Ama herhalde 20-30. Bak diğerleri o zaman uymamış talimata! Kabul edilecek gibi değil. Açık bir çelişki var.
  • Dosyada sözde örgüt hiyerarşisinde yer alan sözde imamlık göreviyle ilgili açıklama yaptı:
Ben ticaret yaparım. Kendi adıma yaparım başka biri adına yapmam. Burada çoğu kişi ticaret yaptığımı bilmez. Burada ticaret imamı denen kişilere sorsanız benim ne iş yaptığımı bilmez böyle örgüt, imam olur mu.
  • Dosyada yer alan sözde örgütten kaçarak kurtulma hikayelerine cevap verdi:
İsmi hatırlamıyorum. Müşkeki Yıldız Arık ya da kardeşi. Kaçma hikayesi anlatıyor. Taksiyi çağırdım, binip gittim diyor. Böyle mi olur kaçma. Nöbetçileri uyuttum falan olması lazım. Ya da Arda da eşyalarımı topladım gittim diyor. Demek ki gidiliyor.
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait yayınlarda Mehdilik ile ilgili hadislerin çıkarılmaya başlandığı yönündeki söylentiler hakkında görüş bildirdi:
Diyanet şimdi Mehdilik hadislerini kitaplardan çıkarıyor diye duydum. Neden çıkarıyorsun? Peygamberin sözü madem bu, Peygamber –haşa- boş mu konuştu?
bare de separation
NECATİ KOÇ İFADESİNDE;
  • Cezaevinde kendisiyle görüşmeye gelen Av. Fuat Selvi’nin davada kesin olarak mahkumiyet kararı verilmesinin kararlaştırıldığını, hakimlerin de bu gerçeği değiştiremeyeceğini, kurtuluşun itirafçı olmaktan geçtiğini söylediğini belirtti:
Fuat Selvi benimle geldi 4 saat konuştu. Çok ağır sorular sordu ve psikolojik telkinlerde bulundu. Dedi ki bana, örgütlü dosyalarda TCK işlemez, tek çıkış yolu itirafçılık dilekçesi vermek, bu dosyada sizi tenzih ediyorum savcı ve hakimlerin de gücü yok, Türk hukuk sistemi kötü oldu, Adnan Oktar grubunu bitirmek isteyen birileri var, bu dosyadan kyok ve beraat beklemeyin, itirafçı olursanız berat alacaksınız. Neden ayrı şehirlerde kalıyoruz? diye sordum. Savcılık sizi dağıtmak, sizi ayırmak istediği için farklı şehirlere gönderdi. Benim kanaatim Fuat Bey de iyi biri, ama üstünde bir baskı var. “Size gelişimi, aileniz göndermiş gibi söyleyin, başka biri gibi anlaşılmasın” dedi. “Peki anlaşırsam size ücreti nasıl ödeyeceğim?” diye sordum, “siz onu hiç düşünmeyin, onu sizin için düşünenler var dışarıda” dedi.
  • Yaşantısı ve arkadaşlarıyla ilişkileri hakkında bilgi verdi:
Biz dini bir cemaat değiliz. Ancak ayet ve hadisleri Kuran-ı Kerim’in bir emri olarak çok sık kullanırız. Herkes çalışır. Ben de 20 yaşımdan beri kendi şirketim var. 24-25 yaşımda büyük ciro yapan bir şirket haline geldim. Genç bir adam nasıl para kazanır, nasıl para harcarsa ben de ona göre yaşadım. Bir arkadaşım, kendi kardeşim benden bir şey istediğinde ya da kendime bir takım elbise aldığımda, Tarık abime de “gel birlikte çıkalım” der aynısından ona da alırım, bu arkadaşlarım için de geçerli hatta kendimden önce ona alırım. Hepsi canımdan çok sevdiğim insanlar.
  • Müşteki abisi Emin Koç’un asılsız iddialarının aksine ailesini Emin Koç’tan koruma gayesiyle hareket ettiğini ve babasının bazı konularda Emin Koç’u dinlemekten dolayı duyduğu rahatsızlığı anlattı:
Emin Koç babamı hayır yapma kisvesi altında kandırmış. Bu durum ani zenginleşmesine bakıldığında da anlaşılır. Nitekim babam bir davada 2006 yılıydı, Emin Koç için villalarını satmak zorunda kaldığını söylemiştir. Zaten dosyadaki ses kayıtlarında babama evleri satma diyoruz. Asıl aile menfaatini koruyan biziz.
Babam Nilüfer ablamı ziyarete gelip, “Ben çok pişmanım, keşke Allah canımı alsaydı da şikayetçi olmasaydım” diyor. Ablam, “özellikle Tarık’ı (Koç) yaktın” diyor. O da “ben kendimi yakarım sizi yakmam” diyor.
  • Savcılığın taraflı bir bakış açısıyla iddianame düzenlediğine vurgu yaptı:
İddianamede bir nefret seziliyor. Biz nasıl bunları cezalandırırız, biz nasıl bunları hapiste tutarız fikri olduğu kanaati bende uyandı takdiri size bırakıyorum.
bare de separation
RASİM COŞKUN VARLIBAŞ İFADESİNDE;       
  • Sanıklardan bir bölümünün, iddianamede sözde örgütsel faaliyet olarak gösterilen ve nöbet sistemi adı verilen bir eylem çerçevesinde her gün A9 TV’deki canlı yayınlarda buluşması hakkında açıklamada bulundu:
Nöbet yok. Silahlı bir yerde bekleme, orayı muhafaza etme, özellikle koruma diye bir şey yok. Emekli astsubaylar lokallere gidiyor. Ben de işten sonra stüdyoya gidiyorum. Benim evim Çengelköy’de. Orayı görseniz nasıl bir arkadaş ortamı olduğunu görürsünüz. Stüdyonun içinde yayın var, içeri giriliyor. Dışarıda da az kişilik  bir yer olduğu için çok kere Kandilli’ye arkadaşlarımla yayın izlemeye de gittim.
  • İddianamede yer alan ve güya dini ecir kazanmak amacıyla yürütülen cinsel ilişki sistemini reddetti:
İlişkiye gir, ecir kazan diye bir mantık olmaz. Birini öldür ecir kazan ile aynıdır. Buna inananın aklından şüphe ederim. Bu isnatları hakaret sayarım.
  • Müşteki olan kızların sanık erkeklere bakış açısından ve kendilerinin kadınlara yaklaşım şeklinden bahsetti:
Biz birbirinden hiçbir çıkarı olmayan, sadece Allah rızası için yaşayan insanlarız. Bu insanlar da sevgiyi bizden istiyorlar. Ben bana yaklaşan her hanıma da böyle yaklaşırım. Ama beyaz atlı prens yaklaşımı oluyor. Ben bu insanla yaşarsam bana bakar, dövmez, kötü davranmaz. Kendi hayat görüşleri, saygı duyarım. Tek isteğim bir kere Allah ı anmaları. Ben burada geçen çirkin cinsel isnatlarla alınmak istemiyorum, imanımla anılmak istiyorum.
  • Suç örgütü olmadıklarını belirtti:
Biz örgüt değiliz. Siz örgütün iyisi var kötüsü var dediniz, ama Türkiye de örgüt denince PKK var, FETÖ var. O nedenle biz böyle anılamayız.

Les commentaires sont fermés.